Reklam
Reklam
Fethiye Haber Net -
$ DOLAR → Alış: 6,31 / Satış: 6,33
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

AMAÇ  “HEM ÇİFTÇİMİZ  HEM’DE ÜLKEMİZ KAZANSIN…”

AMAÇ  “HEM ÇİFTÇİMİZ  HEM’DE ÜLKEMİZ KAZANSIN…”
  • 09.07.2018
  • 138 kez okundu
OSCAR Rent A Car

Cumhuriyet Kadınlar Derneği, Fethiye’de kendi çabalarıyla çalışmalar yaparak  “Yerel Tohum Takas  ve  Üretim”  projesini  başarıyla sürdürmekte.  Cumhuriyet Kadınları Fethiye şubesi yönetimi ve üyeleri; hem çiftçilerle birlikte yerel tohum ile doğal ürün üretimini sağlıyor, hem de Cuma pazarında  açılmış stantlarla halka satışını gerçekleştirmesinde öncülük ediyor.

Her ülke için en önemli üretim elbette ki gıda üretimidir. Çünkü gıda doğrudan beslenmemizle ilgili olduğu için aç yaşayamayacağımıza göre, tarım ve ona bağlı olarak tohum çok değerlidir. Eskiden gıda üretiminde kendi kendine yeten 5-6 devletten biriyken, bu gün samandan buğdaya, mercimekten nohuta kadar neredeyse, yediğimiz gıdaların tamamını ithal eder duruma geldik. Gıda üretimindeki en büyük ve en önemli sorunumuz ise yerli tohum kullanamıyor olmamız. Ya hybrit tohum kullanacağız ya da genleriyle oynanmış (GDO) tohumların kullanılması yasal olarak zorunlu. 2006 yılında çıkarılan bir yasa ile yerli tohumun ticareti yasaklandı. Durum böyle olunca, maliyetleri zaten çok yüksek olan üretimine bir darbe daha vuruyor. Pahalı ithal tohum, köylüyü bitirmiş, bir durumda. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan CKD Fethiye Şubesi Başkanı Nalân Ünal ve yardımcısı Ebru Oğuzhan Yeter, faaliyetleri ve yerel tohumla ilgili çalışmaları hakkında bilgi verdiler.

“CUMHURİYET VE ATATÜRK İLKELERİ TEMEL YOLUMUZ OLMALIDIR”                                                                     

CKD Fethiye Şubesi Başkanı Nalân Ünal açıklamasında “Cumhuriyet Kadınları Derneği, Fethiye Şubesi olarak 2008 yılında kuruldu. Derneğimizin kuruluş amacı; ‘Ulusal kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet devrimleri ile kazanılmış olan ekonomik ve siyasal bağımsızlığın, özgürlük,  demokrasi ve aydınlanmanın korunması, savunulması, ülke ve halk yararına geliştirilmesi. Derneğimizin tüzüğünde yazılan amacı bu. Biz de bu temelde çalışıyoruz. Bu temelde çalışırken en büyük hedefimiz¸ farklı siyasi görüşlerde olsalar da, Atatürk, Cumhuriyet ve bağımsızlığı savunanların birlikte hareket etmesini sağlamak. Siyasi görüşlerimiz farklı olabilir ancak ülkemizin bağımsızlığı, özgürlüğü, Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri temel yolumuz olmalıdır. Ülkemizin menfaatleri, bu temeller üzerinden elde edilebilir.

“HİÇBİR SİYASİ PARTİ İLE DOĞRUDAN BİR BAĞIMIZ YOK”                                                                                    

 Hiçbir siyasi parti ile doğrudan bir bağımız yok, olmadı da. Bir partinin yani CHP’nin kuruluşu değiliz. Ancak elbette ki bizim ilkelerimize uygun siyasi partilere daha yakın olmamız da doğal. Örneğin seçim dönemlerinde her partiden adaylar ve yöneticiler gelir görüşürüz. Seçim öncesi toplanır, arkadaşlarımızla bütün partilerin vaatlerini değerlendiririz ve herkes kendi düşüncesine ve isteğine göre oyunu verir. Yapmış olduğumuz tek siyasi çalışma budur. Bizim faaliyet alanımız farklı. İçimizde her siyasi görüşten arkadaşlarımız var. Her bölgeden arkadaşlarımız var. Dernek içerisinde hiçbir zaman parti tartışması da yapılmaz zaten.

“ÇOK YOĞUN BİR ŞEKİLDE ÜZERİNDE DURDUĞUNUZ BİR ÇALIŞMA VAR”                                                             

    Her derneğin bir çalışma alan var. Bizim çalışmalarımız da yerel tohumun yaşatılması ve yaygınlaştırılması üzerine kuruldu. Ülkemizin durumu  belli. 2006 yılında çıkarılan bir yasa ile yerel tohumun satışı yasaklandı. Bu yasa 2011 yılında uygulanmaya konuldu. Kendi tohumumuzu değil, ithal hybrit, GDO, ve genleri değiştirilmiş tohumu kullanmak zorunda bırakıldık. Özellikle köylümüz bu durumdan çok mağdur oluyor. Çünkü kendi tohumunuzu alıp satamıyorsunuz. Geçmişte Genel Cerrah Kenan Demirkol’un ‘GDO; Çağdaş Esaret’ isimli kitabını okuduğumda, 2006 yılında standart ve hybrit tohumu mecbur kılan yasayı öğenmiş oldum. O zaman şunu anladım ki bu yasanın atalık tohumlarımızın önüne bir set çekilecek ve küçük üreticimiz yok olacak. Köyde herkesin tohumu var ancak bunu standardize etmek için laboratuar analizlerinin yapılması gerekiyor. Hangi köylümüzün böyle bir maddi gücü var ki bunu yaptırabilsin? Devlet küçük üreticiye ‘sen satın almaya mecbursun’ dayatması yapıyor. Kendi tohumunu satamazsın. Eğer satacaksan, standart tohumu satacaksın, hybrit tohum kullanacaksın. Organize bir çalışmanın içine atılmış köylü ve küçük üretici. 2004 yılında çıkarılan bir yasa ile de, ithal tohumla ilgili şöyle bir açılımı var; ‘ıslahatçı haklarını koruma kanunu’ diye bir kanun çıkarılıyor. Bu kanunla, yabancı şirketlerin Türkiye’de yapacakları çalışmalarla ilgili hakları düzenliyor. 2006 yılında çıkarılan bu yasa ile işte bu yabancı şirketlere bütün haklar veriliyor, yerel tohum satışları da yasaklanıyor. İthal ve hybrit tohumun önü açılıyor.

“TOHUM TAKASI İLE SORUNU ÇÖZEMİYORUZ”                                                                                                        

Yerel tohumun  satışı yasak. Para cezası ve hapis cezası uygulanıyor. İşte bütün bunları gördüğümüzde, 2013 yılında çalışmalara başladık. ‘Neler yapabiliriz?’ diye çok araştırma yaptık. Bazı yerlerde tohumu çoğaltıp dağıtıyorlardı. Biz de öyle başladık. Köy köy dolaşarak, köylülerimizle görüştük. Tohum dağıttık. Köylülerimizle konuştuk. Bizimle çalışmaya ikna ettik. Yerli tohum ürünlerini pazarda satarak, paralarını üreticilere verdik. Sonra Cuma pazarında yerel tohum ürünleri için yer verdi belediyemiz ve şimdi üreticilerimiz orada doğal ürünlerin satışlarını yapıyor ve iyi de kazanıyorlar. Böyle olunca köylüler de, üreticiler de bize güvenmeye başladı. Ancak sonrasında gördük ki;  tohum takası ile sorunu çözemiyoruz. Küçük üreticinin yeniden ayağa kalkması gerekiyor. ‘Bunun için neler yapabiliriz?’ diye çalışmalar yaptık. Çünkü köylerimizde, bir sonraki nesil yok köylerimizde. Köylerimiz boşalmış. Büyük şirketler her şeyi ele geçirmiş, köylü bitecek, arkasından sıra Türkiye’ye gelecek. Dışa bağımlı ülkeyiz. Bir de tohum için dışa bağımlı olduğumuzda, zaten ekonomik özgürlüğümüz de yok olur. Tohumu olmayan ülkenin bağımsızlığı olur mu? Paramız dışarıya gitmemeli. İçeride dönmeli paramız ki, üretici de kazansın, ülkemiz de kazansın. Dışarıdan gıda ürünlerini alacağımıza, kendi üreticimizi kaldırmamız gerekiyor.

“ÜRÜNLERİN HASTALIKLI OLMASI DA HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”                                                                           

Onun için biz de çalışma şeklimizi değiştirdik. Dedik ki ‘tohum – takası tamam da, daha etkili çalışmalar yapmalıyız.’ Onun için ürünleri çoğaltıp, satışlarının da yapılması gerekiyor. Asıl sorun, ürünlerin değerinde satılabilmesi. Bunun için neler yapılması gerektiğini düşünüyoruz, araştırıyoruz. Örgütlü bir çalışmanın olması için çalışıyoruz. Pazara sunuş, tüketiciye ulaştırılması konusunu çözebilmek gerekiyor. Köylünün durumu  gerçekten çok kötü. Maliyetler çok yüksek ve ürününü değerinde satamıyor. Birçok yerde yapılan ilaçlamalar yüzünden topraklarımız bitmiş durumda. Dışarıdan aldığımız tohumlar hastalık getiriyor. Gübre hastalık getiriyor. Bunları yapan aynı şirket. Bu hastalıklar için satılan ilaçlar da aynı şirketten. Şimdi böyle bir durumda nasıl iyi niyetle bakabiliriz. Ürünlerimizi yok ettikleri gibi toprağımızı da yok ediyorlar. Öyle görmemezlikten gelinecek bir durum değil yaşadıklarımız. Toprağımıza ata tohumlarımıza sahip çıkmazsak, geleceğimizi kaybedeceğiz. Artık ülkeler askerlerle işgal edilmiyor. Gıdanız yoksa, gıdada dışa bağımlı iseniz, zaten özgür ve bağımsız olamazsınız. Bu gün dışa bağımlı bir tohum politikası uyguluyoruz. Yarın o tohumları alamadığımız zaman ne yapacağız? Ne ekeceğiz ve ne yiyeceğiz. Bunu çok iyi düşünüp, ona göre çalışmalar yapmamız gerekiyor. Biz ilk zamanlarda gittiğimiz çoğu köyde, kendileri için ektikleri bir bölüm olurdu ve orada her şey doğal yetişirdi. Bu artık değişti. Bizimle çalışan köylülerimizin bütün ekili alaları aynı. Gübrelerini de artık doğal kullanıyorlar. Bu konuda yaşadığımız çok önemli olay var. Bir köylümüz büyük bir alanda yaptırdığı serada tamamen yerli tohumla domates ekti. Domateslerin çiçeklenme aşamasında hastalık çıkınca, ziraat mühendisimiz tamamen doğal bir ilaç önermesine rağmen, kullanmadı ve hiç ürün elde edemedi. İşte bu kadar duyarlı hale geldiler.

“FETHİYE BELEDİYESİ HER ZAMAN DESTEK OLDU”                                                                                                   

Bizim üreticilerimiz tamamen doğal ürün yetiştirdiklerinden kesinlikle eminiz. Bütün çalışmalarımız, köylüler ve üretimleri üzerine. Bu konuda çalışanlarla işbirliği yapıyoruz. Bilgilendirme konferansları yapıyoruz. Bu konuda Fethiye Belediyesi her zaman destek oldu. Ziraat Odası var. Ziraat Mühendisleri Odası destek oluyor. Ayrıca Türkiye’yi ilgilendiren her türlü olayda, Cumhuriyeti, demokrasiyi ve Atatürk ilkelerini savunan bir kurum olarak her zaman meydanlardayız. Onun dışında eğitim çalışmalarımız var. Bu yıl yapmış olduğumuz çalışmalardan bazıları; Organik Gübre Semineri, Bize Öz Türkçe yakışır Semineri, Ulusal Tarım Politikası Semineri, 1915 Tehcir ve Günümüze Yansıması ve Emperyalizm konusunda seminerimiz oldu. Bir de ‘Tomris’ten Rabia’ya Kadın’ ile ilgili konferansımız oldu. Kürt İsyanları ile ilgili eğitim çalışmasını gerçekleştirdik. Demokrasi Yolculuğu ile ilgili eğitim çalışması yaptık. Ekonomide Emperyalizm seminerimiz oldu. Yaz döneminden sonra, Eylül’den itibaren çalışmalarımız devam edecek” dedi.

“ORTAK AMACIMIZ VAR. ÜLKEMİZİN GELECEĞİ”                                                                                                      

CKD Fethiye Şubesi başkan yardımcısı Ebru Oğuzhan Yeter’de açıklamasında “İlk senemiz köylerde üreticilerimizi tanımakla, onlarla güvene dayalı iletişim kurmakla geçti. Karşılıklı güven her şeyin temelini oluşturuyor. Köylere giderek, ‘kimlerde yerel tohum var, ne kadar var?’ bunun araştırmasını yaparak kayıt altına aldık. Şu an geldiğimiz aşamada Cuma pazarında her üreticimizin ayrı ayrı dosyaları var. Hangi ürünleri ürettikleri, hangi tohumlara sahip olduklarının bilgileri var. Her Cuma pazarına giderek, üreticilerimizin ne yaptıkları, ne ürettikleri ve ne kadar ürettikleriyle ilgili kayıtlarımızı yapıyor. Sorunlarımızı ve yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Haftalık istatistiklerimizi tutuyoruz. Ayrıca pazardaki üreticilerimizin hangi ürünü ürettiklerini biliyoruz. Onun dışında, dışarından bir ürün getirip satamıyorlar. Kendi ürettikleri ürünlerin dışında ürün satmazlar. Bu konuda oldukça bilinçlendiler. Söylediğim gibi karşılıklı güvenin oluşması için uzun bir süre çalışmalarımız oldu. Artık üreticilerimiz de en az bizim kadar bu konuda duyarlı. Ekonomik bağımsızlığımız için siyasi görüşlerimizi, şahsi çıkarlarımızı bir yana bırakabildik. Ortak amacımız var. Ülkemizin geleceği. Ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, ortak amacımız olmuş durumda.

“İMECE’ USULÜ BİR ÇALIŞMAYI HAYATA GEÇİRMEYİ PLANLIYORUZ”                                                         

Üreticilerimize destek olabilmek için bazı çalışmaları hayata geçirmek istiyoruz. Mesela üreticimiz çalıştıracak eleman bulamıyor. Ürün toplayacak kimse olmuyor. Köylümüzün çoğu yaşlı insanlar. Şimdi biz ‘İMECE’ usulü bir çalışmayı hayata geçirmeyi planlıyoruz. Buradan veya gideceğimiz köyden insanlar bir araya gelip, ürünleri toplayacağız. Köylerde genç bulmak artık pek mümkün değil. Bu sorunu çözebilmek için de İMECE usulü çalışmayı hayata geçirmek gerekiyor. Bu yalnızca yerel tohum kullanan üreticilerimize vereceğimiz bir destek. Cuma pazarına gittiklerinde yerel tohum stantlarında gördükleri bütün ürünler doğal ürün. Sağlıklı ürünler. Oradaki ürünleri tükettiklerinde, aradaki farkı da görebilecekler. Köylülerimizle çok iç içe çalışmalar yapabiliyoruz. Uzun bir emeğin sonucunda bunları yaşıyoruz. Mesela köylülerimizi, belediyemizin tahsis ettiği bir otobüs ile Seferihisar’a götürdük. Belki de ilk defa Fethiye dışına çıkanlar oldu. Şimdi bizimle çalışmak isteyen çok köylümüz müracaat ediyor ancak hemen almamız mümkün değil. Onun toprağını, üretim şeklini görmemiz gerekiyor ki, güvenelim. Bizim üreticilerimizin koşullarında üretim yaptığına inandığımız ve gördüğümüz zaman aramıza alabiliyoruz. Tohumunu, üretiminiz ziraat mühendisimiz inceleyip takip ettikten sonra katılabiliyor. 5 yıl önce başladığımız çalışmaların meyvelerini toplamanın da huzurunu yaşıyoruz. Tohumumuza, köylümüze sahip çıktığımızda, karşılığını alabiliyoruz. Bunun en güzel örneğini 14 Temmuz’da Fethiye Belediyesi Kültür Merkezi önünde yapacağımız etkinliklerle de, herkese gösterebileceğiz” dedi.

(ÖZEL HABER/FOTO-GÖKHAN AYYILDIZ)

OSCAR Rent A Car
YILLARIN   SEYYAR   MİLLİ   PİYANGOCUSU  İSYANDA…
Milli Piyango’nun  kuruluşundan bu günlere kadar  nostaljisini  günümüze  kadar  yaşatan Seyyar Milli Piyango Bayileri artık tarih mi  oluyor.  Yıllardır yazın...
FOTOĞRAF YARIŞMASINA SON KATILIM 15 AĞUSTOS
  Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Kıyısal Değil Kırsal Muğla fotoğraf yarışmasına katılmak isteyenler için son tarih 15 Ağustos 2018....
MİLLETVEKİLLERİNDEN  VALİ CİVELEK’E ZİYARET…
  Dönem Muğla Milletvekilleri Mehmet Yavuz Demir ve Yelda Erol Gökcan Muğla Valisi Esengül Civelek’i Makamında ziyaret etti. 24 Haziran...
Turizm Konseyi Afyon Ve Şanghay’a Hazırlanıyor
  Sekretaryası Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yürütülen Fethiye Turizm Konseyi, Ağustos ayı olağan toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda ana gündem...
AK  PARTİ FETHİYE’DEN  TAZİYE ZİYARETİ…
  AK Parti Fethiye İlçe başkanı Kadir Sarıhan ile yönetim kurulu üyeleri ve Gençlik kolları başkanı Sinan Cengil; Seydikemer Belediye...
SGK Teşvikleri Seminerine Yoğun İlgi
  Fethiye Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen SGK Teşvikleri bilgilendirme semineri başta serbest muhasebeciler ve mali müşavirler olmak üzere...
ÇALIŞ PLAJI GÜN BATIMINDA “MEDİTASYON”
Çalış   Plajında   gün batımında  meditasyon yaptılar.  Meditasyon için Çalış plajına gelen çoğunluğu  bayanlardan oluşan  bir grup vatandaş  Ünlü Ruhsal Eğitim...
ÇALIŞ PLAJI GÜN BATIMINDA “MEDİTASYON”
Çalış   Plajında   gün batımında  meditasyon yaptılar.  Meditasyon için Çalış plajına gelen çoğunluğu  bayanlardan oluşan  bir grup vatandaş  Ünlü Ruhsal Eğitim...
Hacılar Dualarla Uğurlandı
Hac yolculuğuna çıkacak hacı adayları Fethiye Müftülüğü tarafından dualarla uğurlandı. Diyanet İşleri Başkanlığı 2018 yılı Hac Organizasyonunda hacca gitmeye hak...
Hacılar Dualarla Uğurlandı
Hac yolculuğuna çıkacak hacı adayları Fethiye Müftülüğü tarafından dualarla uğurlandı. Diyanet İşleri Başkanlığı 2018 yılı Hac Organizasyonunda hacca gitmeye hak...
GENÇ VİYOLONSELCİLER GÜMÜŞLÜK’TE KONSER VERDİ
  Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali kapsamında Sistem A.Ş’nin Eğitim Sponsorluğuyla düzenlenen Gümüşlük Festival Akademisinde program, geçtiğimiz hafta viyolonsel sanatçımız...
FETHİYESPOR ‘UN  BOLU KAMPI DEVAM EDİYOR
Fethiyespor  yeni sezon hazırlıklarına Bolu kampında devam ediyor. Fethiyespor  Teknik Direktör Levent Eriş liderliğinde günde çift antrenman gerçekleştiren Fethiyespor’un  oyuncuları...
FETHİYE GÖKBEN’DEKİ SU SIKINTILARI ORTADAN KALKTI
  Muğla Büyükşehir Belediyesi içme suyu hatlarında sürekli arızaların meydana geldiği ve su kesintilerinin yaşandığı Fethiye İlçesi Gökben Mahallesinin hatlarını...
FETHİYE’DE ULAŞIMIN KONTROLÜ KADIN YÖNETİCİLERDE…
Kadınlara yönelik başlattığı pozitif ayrımcılık ile toplu ulaşım araçlarında 13 kadın şoförü bünyesine katan Muğla Büyükşehir Belediyesi, bir ayrımcılık da...
FARKLI KÜLTÜRLERİ BULUŞTURDU…
Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından ilk olarak 2017 yılında düzenlenen Sosyal Hizmet Kampı’nın ikincisi ‘Göç ve Göçmen Sorunları’ ana temasıyla uluslararası...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ