Yılardır tartışırız, nereden gelmiştir, kökeni nereye dayanıyor. Soyu sopu var mıdır, Türk müdür değil midir diye. Bahsettiğim insan büyük önder M.KEMAL’dir.
İki aydır büyük bir zevkle okuduğum 6 ciltlik kitabın üçüncüsünü de bitirmek üzereyim. Prof.Dr. Sayın Yusuf HALAÇOĞLU’na, ne kadar teşekkür etsem azdır sevgili okurlarım. Ata’nın kurucusu olduğu kurumun Başkanlığını yaparken başlattığı çalışma sonucunda ortaya çıkan dev eserin, herkesin kütüphanesinde mutlaka olması gerekir diye düşünüyorum. Büyük bir zevk ve heyecanla okuduğum bu araştırma serisinde beş yüz yıl önce yaşanmış gerçeklerin özüne inildiğinde karşılaştığım bilgilerin zaman zaman kanımı dondurduğunu hissettim.
Anadolu insanının topraklarından sökülerek bilmediği diyarlara sürüklenişinin hazin öyküsünü hepimiz biliriz. Türküler aslında o dönemi anlatır. Okunan şiirler, yakılan ağıtlar, yaşanan sevdalar, zorla birbirinden koparılarak parçalanan ailelerin feryatlarıdır aslında yaşananlar. Türkülere, şiirlere, ağıtlara, destanlara malzeme olmuştur o yiğit insanlar. Kanlarında başkaldırı, genlerinde direniş vardır. Onlar Karaman Beyliğinin izlerini taşımaktadırlar. M.KEMAL; bu kanı taşıyan aynı genin devamıdır. Yani Atalarından aldığıdır. Atasına ve töresine ihanet etmemiştir. Anadolu’dan aldığı nefes; Pir’lerin, Evliya’ların, Sufi’lerin, Abdal’ların nefesidir. Uzun lafın kısası Büyük Önder, öz be öz Yörük çocuğudur. Oğuz boyundan, suyu suyundan, huyu huyundan Türk oğlu Türk’tür bizim Atamız. Cumhuriyetimizin kurucusu, kahraman asker ve büyük devlet adamı Atatürk’ün kökeni, Karaman Beyliği’ne uzanmaktadır. Babasının ailesi, Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli rol oynamış olan "Kızıl-Oğuz" ya da "Kocacık Yörükleri” denilen Türkmenlerden geliyor.
Fatih Sultan Mehmed'in padişahlığı döneminde parçalanan Karaman Beyliği’nin Yörük aşiretlerindendiler ve Karaman’ın Taşkale Köyü’nden Rumeli’ye göç ettirilmişlerdi. Atatürk'ün büyük dedesi olan Kırmızı Hafız Efendi, anne tarafından “Gulalar” baba tarafındansa “Pınarlar” olarak anılan ailelerin mensubuydu. 1850 yılında, Hafız Ahmet Efendi kardeşi Hafız Mehmet Emin'le birlikte ticaret amacıyla Manastır şehrine gelmiş, daha sonra da Selanik’e yerleşmişti.
Atatürk’ün anne tarafının kökenleriyse, Orta Anadolu’dan getirilerek Batı Makedonya'nın Sarıgöl Bucağı'na yerleştirilen, daha sonra Selanik'in Lankaza (Lagaza) bölgesine göç eden ve “Evlad-ı Fatihan” olarak anılan yörüklere uzanıyordu. Atatürk'ün büyükannesinin adı Ayşe, dedesi ise Sofi-Zade Feyzullah efendiydi, Hasan ve Hüseyin isimlerinde iki çocukları vardı. Zübeyde Hanım’a döneminde kadınların okula gitmesi yaygın olmadığı için, okuryazar oluşu nedeniyle Zübeyde Molla deniliyordu. Bu önemli tarihi tespiti yaptıktan sonra gelelim Fethiye’ye.
Tarihi sürecin ilçemizde ki yansımasına bakalım; Fethiye’de muhacir olarak bilinen Selanik göçmeni dediğimiz insanlarımızın, Büyük Önderimiz gibi Karamandan Selanik’e göç ettirildiklerini belki çoklarımız bilmiyordur. Mustafa Kemal Atatürk’le aynı kaderi paylaşan bizim muhacirlerimizde Kocacık Yörüklerindendir.
Mübadele ile birlikte yeniden Anadolu’ya dönen muhacirler, yani bu vatanın öz evlatları, özellikle Ege ve Akdeniz bölgesine, bir kısmı da Trakya yöresinde ikamet etmek üzere Anavatan’a dönmüşlerdir. 1650’li yıllarda Rumeli’ye yerleştirilen bu halk, yaklaşık olarak 270 yıl sonra yeniden doğdukları topraklara M.KEMAL sayesinde tekrar geri dönmüşlerdir.
Bu göç yolunda ROMAN’larımız yoktur. Onların yaşadıkları tarihi süreci ve göç yollarını yakında yazacağım. SEVGİYLE KALIN.