Reklam
Reklam
Fethiye Haber Net -
$ DOLAR → Alış: 3,93 / Satış: 3,95
€ EURO → Alış: 4,66 / Satış: 4,68

FETÖ Yapılanması ve Türkiye Hesapları

Asım Cezayirlioglu
Asım Cezayirlioglu
  • 07.08.2016
  • 1.025 kez okundu

FETÖ yapılanmasına iyi bakmak lazım. Bu yapıyı anlamak için önümüzde İsrail örneği var. İsrail’in kurulma aşamasında nasıl yöntem uyguladığı,  bulunmuş olduğu toprakları elde etmek için parayı silah olarak kullandığını unutmamak gerekir. Arz-ı Mev’ut (vadedilmiş topraklar) topraklarını elde etmek için İngiltere’nin himayesinde işe koyulurlar. Yahudiler dünya üzerindeki operasyonlarında para ve kadını hep silah olarak kullandılar. Yine dünyaya hükmetme biçimini irdelersek ilginç benzerlikler ile karşı karşıya kalıyoruz. Küçük ülke ama dünya basını onların ellerinde. İstedikleri zaman istedikleri  şekilde propaganda yaparak dünyaya yön vermekteler.  ABD’nin etkin adamları ya yahudi, ya da İsrail’in hizmetkarları. Yaklaşık 27 bin metrekare ve 8 milyon nüfus ile dünyanın başına bela olmuş durumdalar.

FETÖ yapılanmasının ardında İngiltere’nin silahlı kuvvetleri denen ABD var. FETÖ’nün Türkiye’deki  yapılanması tam bir gizlilik içinde. Pensilvanya sapığı “devletin kılcal damarlarına kadar gireceğiz” derken bu gizliliğe işaret ediyordu. Hedefine ulaşmak için para ve kadını ( Pensilvanya sapığı; “alüfteye giden kişiye komplo kurulacaktı” diye açıklama yapmıştı.) kullandığını biliyoruz. Yine toplumu manipüle etmek için basını silah olarak kullandılar. En önemlisi de Türkiye’de özellikle Askeriye, içişleri, Adalet Bakanlığı ve Milli Eğitimin kritik noktalarını ele geçirdiler. Sayıları az da olsa kritik yerlerdeki FETÖ mensupları toplum üzerinde büyük baskı oluşturdular. Dünyanın değişik ülkelerinde açmış oldukları okullarla o ülkenin üst düzey çocuklarına nitelikli eğitim vererek amaçlarını gizleme yolunu seçtiler. Ki Türkiye’de de böyle bir algı oluşturmadılar mı? Yahudi zihniyeti derken buradaki benzerlikler tesadüfi değildir. FETÖ’nün sadık adamları İsrail için “güneyimizdeki sadık ülke” demiyorlar mıydı?

Peki netice alınmayacak darbe girişimine neden start verildi? Bir defa hiç bir oluşum başlangıcında kesinlik arzetmez. Planlama yapılır ve gerçekleşme ihtimali üzerine harekete geçilir. Planlayıcıları vardır. FETÖ yapılanmasının ardında ise ABD vardır. Neden deseniz bulunduğumuz coğrafyada ve geçmiş beş yıllık zaman diliminde Türkiye’de  gerçekleşen olaylara bakmak yeterlidir. 7 Şu at 2012’de  MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması, 27 Mayıs 2013’te  Gezi olayları, 17/25 Aralık 2013 Yolsuzluk operasyonu, 6/8 Ekim Kobani olayları ve daha sayacağımız bazı hadiseler  Türkiye’yi istikrarsızlaştırma adına yapılan hamlelerdir. Bunların birçoğunda FETÖ yapılanması taşeron olarak kullanılmıştır.

15 Temmuz darbe girişiminde planlayıcılar vardır. Bu da ABD’dir. 1 Mart  Tezkeresi (1 Mart 2003) ile fiili olarak ABD ekseninden çıkan Türkiye’yi terbiye etmek için birçok yol denendi. Bunların hiçbiri hedefe ulaşmayınca ihtimaldir ki darbeyi planladılar. Bu darbe girişiminin ana uygulayıcısı, ya da ihaleyi alan FETÖ mensuplarıdır. Darbe girişiminin ana unsuru olan FETÖ mensuplarına yardımcı olanlar da vardır. Peki darbenin gerçekleşme ihtimaline göre hareket edenler ? Özellikle ifadelere baktığımız zaman gecenin ilerleyen saatlerinde darbecilerin safını terk edenler olduğunu görüyoruz.

Darbenin ana taşeronu belli. Planlayıcı konumda olan ABD ülkeyi FETÖ’ye bırakacağını sananlar büyük yanılgı içindedirler. Arap Bahar’ı ile birlikte Arap dünyasının kalbi olan Mısır hizaya sokulunca o bölge bir nebze kontrol altına alınmış oldu. Irak ve Suriye’den sonra Türkiye’de kaos meydana getirmiş olsalardı artık sıra Rusya’ya gelecekti. (Putin ile birlikte Rusya yeniden güç olmaya başlamıştı.)  Doğu blokunun çökmesi ile birlikte tek kutuplu hale gelen dünyada asıl hedef İslam dünyası.  Bunu İslamiyet diye anlarsak sanırım daha net anlaşılır.  İstikrarsızlaşmış bir Türkiye’de yönetim FETÖ mensuplarında olsa da, asıl amaç bu coğrafyanın ana unsuru olmaya aday Türkiye’nin bertaraf edilmesidir. Görünürde hiç sevmedikleri İran’ın yönetim yapısına benzer bir yapılanmayı hayal eden Pensilvanya sapığı, “bir bilen” olarak Türkiye’de yaşamayı hayal etmiştir.

Yaşadığımız darbe süreci Kurtuluş Savaşından sonra verdiğimiz en büyük ve en acımasız vakıadır. Kurtuluş savaşında düşman çok da olsa belliydi. Kime karşı savaşacağımız ortadaydı. Burada ise düşmanın kim olduğunu anlayamadık. Uyuşturulmuş beyinlerin “bizden olmayan düşmandır vurun” yaklaşımı nasıl sapkın bir anlayışa sahip olduklarını göstermekte. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek şekilde heryeri bombaladılar. İnsanları acımadan katlettiler. Allah’ın izniyle ülkemiz iç savaşın eşiğinden döndü.

Sevgili dostlar yaşadığımız bu dönemde özellikle gençler konusunda tereddütlerimiz vardı. Hem darbenin ne olduğunu bilmiyorlardı. Hem de bizlere göre daha iyi şartlarda hayatlarını devam ettirmekteydiler. Hayata bakış açılarının ağırlıklı olarak paraya endeksli olduğundan hareketle demokrasi bilincinin zayıf olduğunu düşünüyorduk. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra gençlerin meydanlara inmesi ve tankların karşısına çıkması milletimizin damarlarındaki uyuyan özgürlük mücadelesi gün yüzüne çıkardı. Şüphe yok ki yarınlarımız aydınlıktır.

asimcezayirlioglu@hotmail.com

2 AĞUSTOS 2016 SALI

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ