Reklam
Reklam
Fethiye Haber Net -
$ DOLAR → Alış: 5,32 / Satış: 5,34
€ EURO → Alış: 6,09 / Satış: 6,11

İslam İşbirliği Teşkilatı ve Etki Sahası

Asım Cezayirlioglu
Asım Cezayirlioglu
  • 06.04.2016
  • 553 kez okundu

    Dünyada küresel düzeyde farklı ülkelerin oluşturduğu örgütlerin BM’den sonra gelen en büyük örgütü İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT). Dünyaya yön veren en önemli kurum ise BM. Özellikle veto hakkına sahip beş ülke (Fransa,ABD, Rusya, Çin ve İngiltere). Bu teşkilatın dünya üzerinde ağırlığı hissedilmekte. Beş ülkeden biri hayır dediği zaman BM’den karar çıkartmak imkansız. Bu nedenle sayın Erdoğan zaman zaman dünya beşten büyüktür diyerek bu haksızlığı dile getirmekte.

     Müslüman ülkelerin oluşturduğu İİT ise bu coğrafyanın en etkili teşkilatlarından biri. Aslında etkili olması gereken diyelim. İlk başlarda İslam ülkelerinden oluşan bir birliktelik olsa da, daha sonra nüfusun bir kısmı Müslüman olan ülkeler de bu çatının altında yer almaya başladılar. Örneğin Rusya,Tayland gibi ülkeler şuanda gözlemci statüsünde. İlk kuruluşu ise 1969 yılında Mescid-i Aksa kundaklanınca İslam ülkeleri bu duruma tepki koymak amacıyla temelleri atılmış. Günümüzde 58 ortaklı bir teşkilata dönüşmüştür. Teşkilatı oluşturan coğrafya Afrika kıtası ağırlıkta olmak üzere sırasıyla Asya ve Avrupa kıtasını içine almakta. Coğrafi olarak baktığımız zaman dünyada ağırlığı hissedilen bir teşkilat olması gerekir. Ancak kapladığı alan ile etkisi neredeyse ters orantılı bir durumda.

    İİT üye ülkelerin jeopolitik ve jeostratejik konumları ise çok daha önemli. Bir tarafta Arap dünyasının kalbi sayılacak Mısır. Aden Körfez’ini kontrol eden Yemen ve Somali. Atlas Okyanus’unu Akdeniz’e bağlayan yerde Fas. Afrika’nın Güney Batı’sında yer alan petrol kaynakları bakımından dünyanın yedinci petrol üreticisi olan ve 140 milyonu aşkın nüfusu ile Afrika kıtasının en kalabalık ülkesi   Nijerya. Umman Körfez’ini kontrol eden İran ve Umman.   Yine petrol geliri ile bu piyasayı yönlendiren, günlük on milyon varili aşkın üretimi ile dünya sıralamasında birinci sırada bulunan ve Kabe’nin de içinde olduğu Suudi   Arabistan. Asya’da Hint Okyanus’una açılan ve nükleer gücü ile caydırıcılığı ön plana çıkan Pakistan. Bu bölgenin perişan ve herkesin at koşturduğu ama önemli ülkesi olan   Afganistan. Yeraltı kaynakları bakımından ön plana çıkan   Türki cumhuriyetler. Son dönemde bu coğrafyanın umut kaynağı olmuş, istikrar ve demokrasinin yerleşmesi açısından göze çarpan, Avrupa’ya enerji aktarımında köprü vazifesi gören, biz beğensek de beğenmesek de dünyanın ilk yirmi ekonomisinden biri olan, çalkantılı bölgelerin yani   Ortadoğu ve Balkan’ların göbeğinde yer alan Türkiye.

İİT dünya coğrafyasında stratejik konumda olan ülkeleri barındırmasına rağmen etkisi çok az. Zira bu ülkelere baktığımız zaman çoğu üçüncü dünya ülkesi dediğimiz henüz kalkınmasını tamamlamamış ülkeler. Diğer taraftan siyasi birlikteliği sağlayamamış ya da bozulmuş ülkeler.   Nijerya- Afganistan-Yemen-Irak-Libya ve daha birçok ülke.   Darbe ile işbaşında olan ülkeler var. Mısır-Cezayir başta olmak üzere batılıların çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri için onların despotik yönetimlerine göz yumulmuş durumda. Bu ülke liderlerinin varlığı batılı ülkelerin desteği ile doğru orantılı olduğu için bağımsız hareket etmeleri mümkün değil. Türki cumhuriyetler ise siyasi birlikteliğine yeni yeni kavuşmakta. Yine Rusya’nın etkisi altındalar.   İİT’nin etkisiz olmasının bir diğer nedeni üye ülkelerin mezhep temelli yaklaşımlardır. İran’ın başı çektiği bu anlayış teşkilatın etkili olmasını engellemekte. Burada Türkiye’ye önemli görevler düşmekte. Teşkilat içinde Türkiye’ye dur demek için çeşitli engeller çıkarılmakta.

  İçinde bulunmuş olduğumuz karmaşık dönemde İİT toplantısı Nisan ayı içinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Irak’ın durumu önemli. Daha önemlisi ise Suriye olacak. Çünkü Arap Bahar’ı ile birlikte Suriye’de ortaya çıkan karışıklık iç savaşa dönüşmüş. Devamında birçok ülkenin burada boy gösterdiğini görüyoruz. Nihayetinde ise insanlık dramı ortaya çıkmış. Suriyeli mülteciler konusu başlı başına bir insanlık sorunu. Sadece bu teşkilatın değil   AB’nin de bu konuda adımlar attığı, tedbirler aldığı bir sorun. Bu sorunun göbeğinde ise Türkiye bulunmakta. Bu coğrafyanın en önemli teşkilatı olan İİT bu soruna nasıl yaklaşacak, ne gibi tedbirler alacak, hepsinden önemlisi de bu coğrafya ile ilgili nasıl bir politika belirleyecek merak konusu. Aslında yukarda belirttiğimiz sebeplerden dolayı umutlu değiliz. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen farklı ülkelerin burada güç devşirmeye kalkmasına bölge ülkeleri dur demek zorunda.

Bunun ip uçları da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Son dönemde Türkiye’nin Suudi Arabistan, İran ve Ürdün ile yaptığı ziyaretler. Türkiye-Katar ilişkileri bu bölge için önemli. İran’ın bölgede ilelebet Rusya ile birlikte hareket etmesi kendi çıkarlarına ters olduğu gibi mümkün de değil. Zira bu anlayış İran’ın İslam dünyası ile aralarındaki bağları koparacak cinsten. İran ambargo kıskacından kurtulmuş olsa da batı ile ilişkilerinde Türkiye kritik öneme haiz bir ülke.

  Sevgili dostlar İİT toplantısından çok ümitli değiliz. Çünkü bir çok ülkenin ipi batılı devletlerin elinde. Örneğin Sisi’nin varlığı batı sayesindedir. Afrika’daki birçok ülke kendini zor idare etmekte. Diğer tarafta acem siyasetini her zaman ön planda tutan İran ayrı bir sorun. Suriye ve Irak’ın durumları sebebiyle bölge ülkeleri farklı politikalar uygulamakta. Ancak tüm bunlara rağmen bu yapıyı harekete geçirecek enerji Türkiye’de mevcut. Bunun yolu da bölge sorunlarına yeniden bakış açısı geliştirmektir. Batı olmadan çözüm mümkün değil ancak batıya güvenmek hayal kırıklığına neden olmakta.

asimcezayirlioglu@hotmail.com

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ