Reklam
Reklam
Fethiye Haber Net -
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:

SERSERİ DEVLETLER

Vedat Sakarya
Vedat Sakarya
  • 21.03.2016
  • 1.361 kez okundu

Bu gün bir kitaptan ve adım adım nasıl bir kitabın insanlığın yüz karası projesine dönüşmesinden bahsetmek istiyorum. “Serseri Devletler” bir kitabın adı ve yazarı Hampshire Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof.Michael KLARE.
Bu kitap Harp Akademileri Öğretim Başkanlığı tarafından tercüme edildi ve Türkçeye kazandırıldı.
Kitapın kısaca özeti şu: SSCB nin dağılmasından sonra 1986 da “serseri ülke” olarak nitelendirdiği bazı ülkelerin SSCB nin nükleer silahlarına sahip olacağı ve tehdit oluşturabileceği ilkesine dayanıyor.
SSCB nin aniden dağılması ABD ordusunun yeni düşman konseptini tanımlama ve onlara karşı mücadele yöntemlerini belirleme zorunluluğu oluşmuş , bu çerçevede askeri stratejistler “Serseri Devletler” projesini ortaya koymuşlardır.

Dünya barışını tehdit ettiği ileri sürülen ve yazar tarafından “Serseri Devletler” olarak tanımlanan ülkeler, kitapta üç katagori altında toplanmıştır. Sahip olduğu Nükleer kabiliyetleri de ifade edilen bu ülkelerin toplam sayısı 17’dir.

  1. Serseri Devletler: İran, Irak, Libya, Kuzey Kore ve Suriye
  2. Aday Serseri Devletler: Çin, Mısır, Hindistan, Pakistan, Güney Kore, Tayvan ve Türkiye.
  3. Aday Adayı Serseri Devletler : Arjantin, Brezilya, Küba, Endonezya ve İsrail.

Bu ülkeler şu sebeplerden dolayı “Serseri Ülke” olarak adlandırılmışlardır;

  1. Nükleer silahlarını temin etme yolunda olmaları,
  2. Terörizme destek vermeleri veya göz yummaları,
  3. Batı karşıtı otoriter liderler tarafından yönetilmeleri,
  4. ABD’nin bölgedeki çıkarlarını tehdit etmeye hazır bulunmaları,
  5. Komşuları tarafından tehlikeli olarak görülen büyük bir orduya sahip olmalarıdır.

Çin, Mısır, Hindistan, Pakistan, Güney Kore, Tayvan ve Türkiye olarak tanımlanan “Aday Serseri Ülkelerin” bu şekilde tanımlanmasının nedenleri de şunlardır;

  1. Büyük bir orduya sahip olmaları ve Nükleer silahlarını üretme kapasitesini elde etmeye çalışmaları(Bu ülkelerden Çin, Hindistan, Pakistan, Güney Kore ve Tayvan’ın nükleer silah ve balistik füzelere sahip olduğu bilinmektedir.)
  2. Askeri açıdan kendi kendine yeterli olmak için büyük bir gayret sarfetmeleri,
  3. Liderleri veya siyasi ortamların değişmesi halinde, ABD ile muhalif ilişkiye girme tehlikesi göstermeleri.

Bu 12 ülke dışında kalan, Arjantin, Brezilya Küba, Endonezya ve İsrail’de, kitapta “Aday Serseri Devletler” katagorisine sokulmamış ancak, bu katagoriler için muhtemel aday ülkeler olarak tanımlanmışlardır.

ABD  “Serseri Devletler” mücadele konsepti çerçevesinde ve bu projeyle eşgüdümlü Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) u devreye sokmuş Pakistanın doğusundan Cezayir’in batısına, Yemen’in güneyinden Türkiye’nin kuzeyine kadar olan bölgeyi sözde açık Pazar haline getirmeyi planlamış ve dünya kamuoyuna duyurmuştur. Yani doğrudan İslam dünyasına, halkı Müslüman olan devletlere savaş açmıştır.

Geldiğimiz noktada bu devletlerden Afganistan, Irak, Libya, Yemen, Suriye gerek doğrudan gerek iç karışıklıklar ve  ayaklanmalar yoluyla parçalanmış, güçsüzleşmiş, rejimleri değiştirilmiş ve 100 yıl önce ülkemize yapıldığı gibi bu ülkelerin 100 yıllık belki daha fazla geleceği ipotek altına alınmıştır. Yer altı ve üstü zenginliklerine el konulmuştur.

ABD , İngiltere ve tabi Siyonizm İslamla Savaşa devam etmektedir ve yukarıdaki ülkelerinde geleceklerini ipotek altına almaya, halklarını sürgün edip Büyük İsraile hazır hale getirme savaşına devam edeceklerdir. “Serseri Ülke” lerin serseri ülke oluş sebeplerine bakarsanız bu gün aynı argümanların İran ve Türkiye için dışarıda dünya kamuoyu oluşturma çalışması ve içeride de işbirlikçi mason, rotary,lions ve satılmışlar tarafından  gündeme getirildiğini görürsünüz. Dün aynı oyunlar Suriye için, Libya ve Yemen için oynanmıştı bu gün ülkemiz hedef tahtasındadır.

Bu oyun bozulmalıdır. Bu oyunu bozacak hamle ve planlar, radikal kararlar ve uygulamalar yapılmalıdır. İran,Türkiye,Suriye ve Irak birlik olup bir masa etrafında konuşmaya başlamalıdır. Kendi iç sorunlarını yine kendilerinin oluşturacağı bir güvenlik çemberi içinde çözme iradesini beyan etmeliler ve acilen yabancı güçlerin bölgeden çekilmesini BM den talep etmelidirler. Önce aralarında konuşma, ardından problemlerin irili ufaklı tüm sorunların tespiti ve çözümlerin yine kendi içimizde çözümü bu kaosun sonu olacaktır. Başbakan Ahmet Davutoğlunun İran ziyaretinde  verdiği “Bölge sorunlarını bölge ülkeleriyle beraber çözelim” yaklaşımı çok doğu bir yaklaşımdır. İran ve Türkiye bölgenin 2 büyük ve güçlü devletidir, Suriye ve Irak’a önderlik ve ağabeylik yapmalıdırlar.

İslam dünayasına karşı yapılan bu haçlı savaşına karşı , BM nin adaletsiz yapısı ve kararlarına karşı kefenin karşı gözüne darası ağır bir yapılanma konmalı adalet terazisinin doğru tartması sağlanmalıdır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ