GüncelKöşeYazarKültürManşetSağlık

DAVUT FEN – KESER DÖNER, SAP DÖNER, BİR GÜN GELİR; HESAP DÖNER, ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ.

KESER DÖNER, SAP DÖNER, BİR GÜN GELİR; HESAP DÖNER, ÖRNEĞİNDE OLDUĞU GİBİ.

Bu benim memleketimde bulunduğum süre içinde, edindiğim izlenimlerim sonucu, nasıl olur, deyip hayrete düştüklerim de var. İçlerinden hangisini ele alıp sizlerle paylaşayım derken zorlanıyorum.

O izlenimlerim arasında, benim hayret edip şaşırtıcı bulduklarım arasında, buraya alıp doğru dürüst dile getirdiğimde, sizlerinde şaşıracağınıza kalıbımı basarım.

Artık iyice canlılığını yitirmiş, zamanın uzay merkezi görünümlü, uzun uzun bacalı, değişik yanı, yönü ölümcül darbe yiyip örselenmiş sanayisinden geriye, yazgısına terk olunmuş bir yer kalmış o İstasyon Mahallemizden, ille de ilçeye hareket ederek günümü geçirmekteyim. Çünkü bu yer, üzerine ölü toprağı serpilmiş derecesinde ıssızlaşmış, üstelik çöp denizi olup çıkmış durumda.

Biri Ankara’dan, biri de İzmir’den karşılıklı olarak hareket eden yolcu trenleri işte bu bizim istasyonumuzda sözde öğle saatlerinde buluşmaları gerekirse de çoğu kez denk gelivermiyorlar. Onlardan çıkıp gelecek yolcular için de öteden beri Belediye’mizce otobüs seferimiz vardır. O eskinin kalabalık ortamları yok. Otobüslerde boş inip çıkar gibiler. İşte ben de o saatte yukarı konumlu ilçe merkezimize çıkıyorum. Kısalmış günlerin yarısını ilçe merkezimizdeki kahvede buluştuğum arkadaşlarımla geçirip geri dönüyorum.

Otobüs seferimiz İstasyon yönüne dönerken ilçe sanayisinden ve aşağı mahallelerden dolanarak, ileride de iki köy içinden geçip geliyor. O dönüşler hep kalabalık oluyor. O ıssız İstasyon mahallemize gelinceye kadar da zaten pek yolcusu kalmıyor. Ben de o ara yüksekte kalan konutumuz dibinde araçtan iniyorum.

O yolculukta benimle birlikte öğrenciler, çalışan sanayi işçileri, bayanlar ile yaş kuşağım kişiler oluyorlar. Sanayi işçileri arasında kadın işçiler de var. Erkek işçilerle konuştuğum oluyor. Benim kim olduğumu, İstasyon’da bulunma nedenimi de biliyorlar.

İşçilerle konuştuğumda, kadınları soruyorum. Kadınlar bu kereste fabrikası ve hızarlarda ne iş yapıyorlar, sayıları ne kadar var, diye merakla soruyorum işte. Onlar da yanıtlıyorlar. Meğerse bu kadınlar, hızarlarda biçilen onca çam tomruklarından çıkartılan o ürünlerin ince işçiliklerinde çalışıyorlarmış. İlçenin doğusuna düşen kereste sanayisinin yoğunluğunda olduğu gibi batı yönünde kalan, yatırım teşvikli yeni sanayi merkezinde de çalışılan kadınlar varmış. O sanayi merkezi ise ilçeye bayağı bir uzak kalır.

O konuştuğum elleri nasırlı işçilere sormadan edemiyorum. Zamanında ilçeyi henüz terk etmeyerek, oralarda çalışan iki yeni yetme erkek yeğenlerimin yaşadıkları arsız ücret uygulaması(!) olayına sözü getiriyorum. O zamanlar duyduğumda, işin içinden, olamaz, deyip çıkmıştım. Patronlar kendilerine yüksek belirlendiğini düşündükleri asgari ücreti işçiler adına zorunlu olarak yasa gereği bankalara yatırıyorlarmış. İyi de işte sonrasında ise kendileri, işçilerden o ücretin önemli bir oranını elden geri alıyorlarmış(!). Nedeni çok açık; İşsizlik çok. Patronlar ise sayılı. Ceplerinde ise hep akrep var(!). Siz de duysanız benim gibi hemen inanasınız elbet gelmez. Ben de inanmayacaktım ama olayı yaşayanlardan ikisi benim öz be öz yeğenlerim oluyorlar. Anlatan da onların babaları olan benim küçüğüm erkek kardeşim idi.

Keser döndü, sap döndü; işte artık hesap da dönmüş. İşler şimdi eskinin büsbütün tersi yönündeymiş. O mağrur patronlar, bankalara yatırdıkları işçi ücretlerinin üstüne artık açıktan bir de para ekliyorlarmış(!). Çünkü işlerin o asgari ücrete yapılmayacağı anlaşılmış olduğu gibi çalışacak işçi de artık eskisi kadar bol olmayıp sıkıntılıymış.

Herkese iyi haftalar…

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizi daha iyi görüntülemek için reklam engelleyicinizi kapatın.