Siyaset

Demir’den Muğla Cezaevi İle İlgili Şok Rapor

Demir’den Muğla Cezaevi İle İlgili Şok Rapor

CHP Cezaevi Komisyonu üyeleri olarak, ben Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekilimiz Özgür Özel ve Erzincan Milletvekilimiz Muharrem IŞIK ile birlikte Türkiye cezaevlerindeki hak ihlallerini araştırıyor. Yapılan araştırmaların sonuçlarını basın mensuplarıyla paylaşan Demir’in raporunda şok cümleler yer alıyor. CHP Muğla Milletvekili Prof. Dr. Nurettin Demir Muğla Cezaevi ve daha önce diğer cezaevlerine yapılan ziyaretler ile ilgili olarak yaptığı açıklamada işkenceyi ortaya koydu. İşte Demir’in basın ile paylaşımları; “Cezaevlerinde yaşanan insan hakları ihlallerinin giderilmesi için Meclis’te mücadele ediyoruz. Komisyonumuz Pozantı cezaevindeki tecavüz iddiaları sonrası kuruldu. İlk ziyaretimizi Pozantı’ya yaptık. Tecavüze uğrayan çocukları CHP-CK olarak Pozantı Cezaevinde 01.03.2012 tarihinde ziyaret etmiştik. Pozantı’daki dehşeti gözler önüne sermiştik.

Çocuklara, çamaşır yıkattırıldığı, masaj yaptırıldığı, ayak yıkatıldığı, paspas sapı ile dayak atıldığı, koğuş temizliği yaptırıldığı, ayak tabanlarına sopalar ile vurulduğu, cinsel tacize ve tecavüzü uğradıkları iddialarını gündeme taşıdık.

Komisyon Olarak Çalışmalarımız Sonrası, Cezaevini Kapattırdık

Cezaevi kapatıldı ama cezaevi yöneticileri terfi ettirildi. Hiçbir memur ceza almadı. Biz konunun takipçisi olduk. Ancak Pozantı’da yaşanan tecavüz vahşetinin sorumlusu olan devlet memurları hakkındaki davada takipsizlik kararı verildi.

Bu karar vicdanları yaraladı. Adalet duygusu bir kez daha zedelendi.

Yani Pozantı’daki Takipsizlik Kararı İle Devlet Gözetimindeki Tecavüz, Devlet Eliyle Aklandı.

Bu karar ile devlet gözetimindeki tecavüz yine devlet eliyle aklanmıştır.

Devlet göz göre göre bu vahşetin üstünü örtmeye çalışmaktadır.

Şimdi De Şakran Cezaevinde Korkunç Olayların Yaşandığı Haberi İle Tüm Türkiye Sarsıldı.

Pozantı Cezaevi’ndeki tecavüz vakaları hakkındaki davada takipsizlik kararı verenler, Pozantı’yı karartmayı çalışanlar, şimdi Şakran’a bakıp utanmalıdır. Şakran’da olanları görmek istemeyenler veya reddedenler ise şimdi gelip Muğla Cezaevi’nde yaşananlara baksınlar. Muğla Cezaevinde 53 gün kalan bir çocuğumuzun yaşadıklarını anlatacağım size.  Bir erkek çocuk15 yaşında, babası işsiz. Okuluna devam etmiyor. 4 arkadaşı ile birlikte gerçekleştirdiği bir hırsızlık sonrası tutuklanıp Muğla Ceza ve İnfaz Kurumu’na gönderiliyor. Çocuklar cezaevine geldiklerinde 1 gün işçi koğuşunda kaldıktan sonra; yaşları 12 ila 15 yaşında olan 4 sübyan koğuşuna yerleştirilmiş. Çocukların 3 ‘ü 53 gün içerde kalmış diğeri 2 hafta içinde çıkmış.

Subyan koğuşunda 2 aya yakın zamanda hemen hemen her gün işkence, taciz ve hatta ırza geçmeler yaşanmış.

Anlatılanlar kan donduracak cinsten. Tarafıma aktarılan işkence yöntemleri;

Daha önce Pozantı’da karşılaştığımız birçok vaka burada da var.

Subyan koğuşunda bulunan 17 yaşındaki tutuklu ve hükümlü 3 büyük çocuk,  küçüklere koğuşu temizlettirip, bulaşıkları yıkattırıyor ve bazı özel isteklerini(!) yaptırıyorlar.

İtiraz ederlerse paspas sopası ile dövüyor, tabakların kenarlarıyla kafalarına vuruyorlar.

Küçük çocuklar çığlıklarla kapıyı vurduklarında,  gardiyanlar kapıları açıp ya hemen kapıları üstlerine kapatıyorlar ya da küçük çocukları başka bir koğuşa alıyorlarmış. Ancak 1-2 saat geçtikten sonra dışarıda başka koğuşa aldıkları küçük çocukları tekrar gerisin geriye Subyan koğuşuna tekrar getiriyorlarmış.

Aynı gece veya başka geceler küçükler şikâyet ettiler diye gece küçük çocukların ayaklarını gazete veya kantinden aldıkları parfümü ayaklarına döküp yakıyorlarmış.

Bu yapılanlar gardiyanlara anlatıldığında ya hamam denen karanlık soğuk odaya ya da tuvalet olarak da kullanılan bir deliği olan karanlık bir hücreye atıyorlarmış.

Günlerce orada hücrede tutuyorlarmış.

Yemekler, hücredeki mazgallardan yarısı kesilmiş plastik su şişesi içinde veriliyormuş.

Tuvaletlerini hücre gibi yerlerdeki o tek deliğe yapıyorlarmış.

5-6 gün sonra hücreden çıkan çocuklara tekrar Subyan koğuşuna getirildiğinde kendi aralarında “terbiye edildi” diye ifade ediyorlarmış.

Ayrıca, görüştüğüm çocuklardan birinin ensesinde sigara söndürülmüştür. Sigara söndürülen bölge gözle görülecek kadar derindir.

Subyan koğuşundaki büyük çocuklar, küçük çocukları özellikle geceleri uyurken yanlarına yatıp bacaklarını, vücutlarını okşuyorlarmış.

Cinsel organlarını, diğer küçük çocukların dokunması için zorluyorlarmış. Buna benzer çeşitli taciz iddiaları çok vahim.

Görüştüğüm çocuklar bazı gecelerde yandaki koğuşlardan geceleri çocuk çığlıkları duyduklarını da ifade ediyorlar.

Çocuklar banyo yaparken (onlar hamam diyorlar) çocukları gerek anahtar deliğinden gerek kapı üstünden dikizliyorlarmış, kapının üzerinden buz gibi su atıyorlarmış.

53 gün sonra tahliye edilen çocuğun babası anlatıyorlar;

“Oğlumun morarmamış yeri kalmamış.  Geceleri çığlık çığlığa uyanıyorlarmış. Odanın bir kenarına iki büklüm olup, kafasını tutarak ” yapmayın yapmayın” diye bağırıyorlarmış. Oğlum şuan evde ama geceler bir kâbus gibi geçiyor. Bu ülkede yaşamaktan utanıyorum.Bu çocukları bakamıyorum diye daha önce Marmaris Kaymakamlığıma dilekçe ile başvurum, yalvarıyordum. Ama beni duyan olmadı.” diyor.

“Ben ne yapayım,  çocuklarımın, ailemin başına gelenleri kimlere anlatayım? Hele o gece çığlıkları dayanılacak gibi değil. Yataktan kalkıyor. Başını iki elinin arasına alıp,  odanın bir köşesinde çömeşip “Yapmayın yapmayın” diye çığlık atıyor. Sıçrıyor. Sızlanıyor.”

Çocuk Cezaevinden çıktıktan 1 gün sonra Savcılığa darp ve işkence ile ilgili başvurmuş.

Çocuk taciz, dövme olduğu için şikayetetmiş. Çocuk mahkemesine çıkarılmasına karar verilmiş. Çocuğa mahkemeye çıkarılmadan önce tembihlenmiş. Hakim sorarsa “düştüm” demesi telkin edilmiş.

Çocuk Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş. Rapor kapalı zarf ile savcıya gönderilmiş. Görevsizlik kararı vererek Muğla Savcılığı sevk edilmiş.  Çocuğumuzun babasının endişesi; Olay kapatılacak. Bu olayları yaşayan diğer üç çocukta diğer çocuğumuzun anlattıklarını destekleyen iddialarda bulunmuşlardır.

Cezasızlık, Tecavüzü Devlet Eliyle Teşvik Etmektir.

Cezaevindeki herkes devletin sorumluluğundadır.

Eğitim, barınma, sağlık ve güvenlik konuları devletin sorumluluğundadır.

Şakran’daKurum içi yazışmayla ortaya çıktığı iddia edilen bu korkunç olayların derhal araştırılması gerekiyor.

Bu olaylar ne ilk ne de son olacak.  İki gün önce, Şakran Cezaevi’ndeki iddiaları araştırmak üzere Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Adalet Bakanlığı göreve çağırdık. Yine CHP-CK olarak çocuk cezaevlerindeki cinsel, taciz ve tecavüz vakalarının araştırılması için Meclis’e bir araştırma önergesi sunduk. Ayrıca Şakran Cezaevi’ni ziyaret ettik. İddiaları yerinde görmeye çalıştık.  Bu çocuklar hepimizin çocukları. 2012 yılında Pozantı’da yaşananlar, 2013’te Maltepe’de tanık olunanların, şimdi de Şakran’da tekerrür ettiği söyleniyor. Muğla Cezaevindeki vakalar akıllara durgunluk veriyor. Pozantı’nın üstünün örtülmesi,bugün Şakran’da vahim iddiaların ortaya çıkması ve bugün Muğla’da sizlere aktardıklarım bu olayların yeteri kadar soruşturulmadığını ve engellenemediğini gösteriyor. Bugün burada, bu ülkenin yürütme erki, yasama erki ve muhalefet milletvekilleri olarak hep birlikte bu iddiaların üzerine gitmek zorundayız. Suça sürüklenen çocuklarımızı, yeniden hayata kazandırmakla yükümlüyüz. Buradaki ve tüm çocuk cezaevlerindeki çocuklarımız, siyasi mülahazalarla keyfi biçimde yargılanıyor, keyfi biçimde tutuklanıyor ve çocuk olmaktan kaynaklanan tüm hakları cezaevi bürokrasisi tarafından elinden alınıyor.

“Yeni Pozantı’lar olmasın” diye başladığımız mücadelemizde şimdi Şakran’dakive Muğla’daki bu insanlık dışı iddialarla karşı karşıyayız. O halde Yeni Pozantılar, Yeni Şakran’lar Yeni Muğlalar  olmaması için taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz.

Öncelikle, Devlet, imzaladığı BM Sözleşmelerine uymalı ve çocukların kaldıkları kapalı yerlerin kapılarını sivil toplum örgütlerine, milletvekillerine ve uzmanlara, bağımsız kuruluşlara derhal açmalıdır. Bağımsız kişi ve kuruluşlar derhal inceleme yapmalıdır.

Çocuk cezaevleri kapatılmalıdır.

Yerlerine, yeterli sayıda psikolog, sosyolog, klinik psikolog, çocuk gelişim uzmanını barındıracak şekilde Topluma Yeniden Kazandırma Merkezleri inşa edilmelidir.

Cezaevlerine konulan çocuklarımıza suçlu olduklarını sürekli tekrarlamak yerine, onları yeniden topluma kazandırma sorumluluğu, bir sosyal devletin en temel sorumluluğu olmak zorundadır, herşeyden öncede Adalet Bakanlığının sorumluluğundadır. Bizlere izin vermeyen Adalet Bakanı tek yetkili kişidir ve bu korkunç olaylar konusunda da sorumludur. Sorumluluğunu gereğini yerine getirsin ve derhal istifa etsin.”ifadelerini kullandı.

Haber: Erkan ilik

muglamilletvekiliprofdrnurettindemir_640x427

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizi daha iyi görüntülemek için reklam engelleyicinizi kapatın.