FETHİYE’DEKİ TÜM ENGELLİ DERNEKLERİNDEN FARKINDALIK ETKİNLİĞİ

FETHİYE’DEKİ TÜM ENGELLİ DERNEKLERİNDEN FARKINDALIK ETKİNLİĞİ
Fethiye’de Down Sendromu Farkındalık Günü dolayısıyla, ilçe genelindeki tüm engelli dernekleri bir araya gelerek farkındalık etkinliği düzenlendi. Fethiye Zihinsel Özürlüler Derneğinin ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, tüm dernekler adına ortak basın açıklaması yapan Fethiye Bedensel Engelliler ve Dayanışma Derneği Mustafa Bozbaş, “Son yıllarda dünyada ve ülkemizde ortaya çıkan kapsayıcı bakış açısı ve artan hizmetlere rağmen, down sendromlu bireyler önyargıyla karşı karşıya kalmakta, eğitim, istihdam başta olmak üzere toplumsal yaşama katılımda sorunlar yaşamaktadırlar” dedi.
21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında, 21 Mart tarihinde sokağa çıkma kısıtlaması olması sonucu 22 Mart Pazartesi günü genelindeki tüm engelli dernekleri bir araya gelerek farkındalık etkinliği düzenlendi. Fethiye Zihinsel Özürlüler Derneğinin ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe, Fethiye Belediye Başkan Yardımcısı Oğuz Bolelli, Zihinsel Özürlüler Dernek Başkanı Necdet Yaman, Fethiye Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Bozbaş, Fethiye Altınokta Körler Derneği Başkanı Emrah Yalçın, İşitme Engelliler Derneği Başkanı Can Gündüz ve vatandaşlar katıldı.
Oldukça neşeli ve renkli bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte, Fethiye Belediye Başkan Yardımcısı Oğuz Bolelli tüm katılımcılara kırmızı karanfil dağıtırken, etkinlik sonrası tüm dernekler adına Fethiye Bedensel Engelliler ve Dayanışma Derneği Mustafa Bozbaş, ortak basın açıklamasını okudu.
Bozbaş açıklamasında şu ifadelere yer verdi;
“2011 yılında Birleşmiş Milletler 21 mart gününü Down Sendromu Farkındalık Günü olarak ilan etti. Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü, Down Sendromu hakkında toplumsal farkındalık yaratmayı, down sendromlu bireylerin ayrımcılık ve önyargıya maruz kalmalarını önlemeyi, erken ve sürekli eğitimin önemine dikkat çekmeyi amaçlayan önemli bir gündür.
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde ortaya çıkan kapsayıcı bakış açısı ve artan hizmetlere rağmen, down sendromlu bireyler önyargıyla karşı karşıya kalmakta, eğitim, istihdam başta olmak üzere toplumsal yaşama katılımda sorunlar yaşamaktadırlar. üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere pek çok paydaş, Down Sendromlu bireylere tanılamadan istihdama kadar geniş bir yelpazede yer alan birçok hizmet sunmayı ve yaşanan sorunlara çözümler aramayı amaçlamakta; bu kapsamda bir çok çalışma sürdürmekte ve çeşitli etkinlikler düzenlemektedir.
Down Sendromu iyileştirilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılıktır. Üreme hücrelerinin bölünmesi sırasında yanlış bölünme sonucu 21. Kromozom çiftinde fazladan bir kromozom yer almasıyla meydana gelir. Yani down sendromlu bireyler 47 kromozoma sahiptir. 35 yaş üzerindeki gebeliklerde gerçekleşme olasılığı daha yüksektir. Ancak, ülkemizde 35 yaş üzeri kadınlarda doğum oranı düşük olduğundan bu durum genç anne bebeklerinde daha çok görülmektedir. İstatistiklere göre ortalama her 800 bebekten biri Down Sendromludur.
Çekik küçük gözler, basık burun, kısa parmaklar, kıvrık serçe parmak, kalın ense, ayak başparmağının diğer parmaklardan açık durması, avuç içindeki tek çizgi belirgin özelliklerdir. Bunların tamamını ya da bir kısmını taşıyabilirler.
Down sendromlu bebekler yaşıtlarına oranla daha yavaş büyürler. Zihinsel gelişimleri yaşıtlarından geride olabilir. Kendilerine uygun düzenli ve disiplinli bir eğitim programıyla desteklendiklerinde çok daha başarılı olabilirler ve toplumsal hayata daha etkin katılabilirler.
Kas gevşekliği yaşanabilecek diğer bir sorundur. Bu nedenle yeni doğan bebekler başlarını uzun süre tutamayabilirler. Böyle durumlarda fizyoterapi desteği almaları önem kazanır.
Down sendromlu bireyler hastalıklara daha yatkındır. Bu nedenle doğru bir beslenme programının uygulanması onun sağlıklı gelişimine katkıda bulunacaktır.
Kısacası, her çocuk gibi down sendromu taşıyan çocuklarda, farklı kişilik özelliklerine, farklı yeteneklere ve farklı bir zihinsel kapasiteye sahiptir. Erken tanı, anne-babanın çocuğunun durumunu kabullenmesi ve ona gerekli desteği vermesi çok önemlidir. Çocuğun ihtiyacına uygun, zamanında ve doğru destek O’na maksimum düzeyde fayda sağlayacaktır. Erken eğitim programları, dil terapisi, fizyoterapi, oyun grupları ve alternatif terapiler gibi seçenekler aileler tarafından araştırılmalı zamanında ve doğru uygulamalarla çocuğun gelişimi desteklenmelidir.
Çocuk doktorları, rehberlik araştırma merkezleri, kaymakamlıkların ve belediyelerin engelli hizmeti veren birimleri, aile ve toplum sağlığı merkezleri, okul rehber öğretmenleri ve okul psikologları, özel eğitim merkezleri ve engelli yararına çalışan sivil topum kuruluşları yani dernekler başlıca görüş ve hizmet alınabilecek yerlerdir.
Her insan gibi engelli bireylerinde yaşama, sevilme, toplumsal hayatta yer alma ve katkı olma hakkı vardır. Bazı bireylerin dezavantajlı bir şekilde dünyaya gelmesi ve yaşamını bu şartlarda sürdürmesi önyargıyla karşılanacak bir durum değildir. Engelli bireyler kadar onların yakınları da onlarla birlikte mücadele etmektedir. Anlayış, empati ve sevgi bütün sorunlara çözüm kapısı aralayacak üç güçlü anahtardır.”




