Genel

SAKIZ KÜLTÜRÜ…

SAKIZ KÜLTÜRÜ…

Sevgili okurlar, Fethiye merkezden söz ediyorum.

Her parke taşının üzerinde bir “sakız yapışığı”

Her taşın göbeğinde bir sakız…

Bu nasıl bir kültürdür birader..?

Bu nasıl bir eğitimdir..?

Vatandaş çöpün dibine varmış ama, ağzındaki sakızı, çöpe değil, yere atıyor!

Pes ya, pes..!

Sokakta, adım başı bir sakız.

Bu kadarı da olmaz…

*

“Sakızı sokağa atma kültürü”, bina temizliğinde ne yapıyor diye sorarsanız?

Söyleyelim.

Apartmanın merdivenini yıkadığı sabunlu suyu sokağa süpürüp geçiyor.

O kadar…

Esnafların içinden de çıkıyor böyle modeller…

O da kirli suyu sokağa boca ediyor.

*

Vatandaş mobiletine binmiş, çarşıya gelmiş.

Motorunu kaldırıma park edip gezmeye gitmiş…

Üç beş yıl öncesine kadar, Java Motorların üzerinde bir de kirli heybe olurdu.

Şimdilerde o (güzel!)  görüntü azaldı.

Çevre semtleri geçelim de, Belediye Binasının dibindeki kaldırımlarda motordan yürünmüyor…

Kaymakamlık Binasının çevresi de aynı.

Bizde “kaldırım” ve “kaldırım kimler içindir” yönünde bir kavram varsa, ben ne olayım…

*

Ya kardeşim, kordonda bir gezinti yapayım diyorsun, karşından gelmiyor ise eğer,  arkandan mutlaka bir motor geliyordur.

Motorlara yol vermekten yanımızdaki arkadaşla iki laf edemiyoruz.

Bu ne iştir, nasıl bir iştir arkadaş..?

Kordonda hanımla bir gezinti yapayım diyorsun. Ne mümkün..?

*

Belediye ne yapıyor derseniz?

Fethiye Belediyesi, son zamanlarda Büyükşehir  Belediyesi’ne  muhalefet etmekle meşgul.

Hadi iyimser olalım ve Zabıta bu işlere zaman ayırıyor diyelim.

En fazla üç gün takip edebilir…

Bir atımlık barut bittikten sonra, kalan üç yüz altmış iki gün yine duyarsız vatandaşındır…

Hoş… Bu işler zabıtayla olacak iş değil esasen…

Bu işler, kafayla olacak iş…

O da bizde yok!

Duyarsıza bir söz söylemeye de gelmiyor iyi mi?

Kızıyorlar…

Ankara’ dakilerin yıllar yılı “Paralelciler” dedikleriyle halvet olup da şimdi ötekine berikine kızdıkları gibi.

Ülen, ortada bir suç var ise, faili sensin ya…

Bize niçin kızıyorsun!?

*

Bir de şu var…

Belediye de durmuş, Butik Kent kurmaya çalışıyor.

Boşuna emek ve masraf…

Butik Kent  “Kent Sakiniyle” kurulur kardeşim!

Kente ve Kentliye saygı duyan kafayla kurulur.

“Haydut” ile Kent mi kurulur?

Trafikte hangimiz yayaya yol veriyoruz?

Olup olmadık yerde zırt pırt kornaya basan biz değil miyiz?

Dibimizdeki kırmızı ışığa, son sürat varan biz değil miyiz?

Hangimiz şu Fethiye’nin doğal güzelliğine güzellik katıyoruz ki..?

Bindiğimiz arabayı nereye ve nasıl park edeceğimizi biliyor muyuz?

Kırıp döküyoruz, o kadar!

Fethiye’ mizdeki  güzelim bahçeli deprem evlerini yok eden biz değil miyiz?

Bize kent değil, dağ başı yaraşır dağ başı!

Biz, değil “kent”,  “köy” bile kuramayız!

İşte İstanbul…

Güzelim kentin içine etmedik mi..?

Cehalet ve görgüsüzlük, her zaman başa beladır.

 

İYİ DE BAYAN YA TERSİ OLURSA

İngilizlerin ünlü yazarı Bernard Schaw, çirkin bir adammış. Bir gün bir kokteyl yerinde güzel bir bayan yanına gelerek evlenme önerisinde bulunmuş ve devam etmiş:

– Sör demiş, sizdeki zeka ile bendeki güzelliğin birleşmesinden mükemmel bir çocuk olur kuşkusuz, demiş.

Bu öneri üzerine Bernard Schaw; güzel bayanı şöyle bir süzmüş ve:

– İyi de bayan, ya tersi olursa, o zaman ne yaparız ? demiş.

 

 

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Sitemizi daha iyi görüntülemek için reklam engelleyicinizi kapatın.